Bolvadin Temel Taslari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bolvadin Temel Taslari etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bolvadin’in Lezzetli Mirası: Haşhaşlı Katmerin Hikâyesi ve Tarifi


📜 Bolvadin’in Lezzetli Mirası: Haşhaşlı Katmerin Hikâyesi ve Tarifi



Afyonkarahisar’ın incisi Bolvadin, sadece tarihiyle değil, mutfağıyla da gönülleri fethediyor. Bu yazımızda, Bolvadin’in meşhur haşhaşlı katmerinin tarifini, yapım inceliklerini ve bu eşsiz lezzeti en güzel şekilde sunan yerleri detaylıca ele alıyoruz.

🥣 Katmer Nedir?

Katmer, Anadolu’nun farklı bölgelerinde farklı şekillerde yapılan, ince hamurun yağ ve iç malzemeyle katlanarak pişirilmesiyle elde edilen bir hamur işidir. Bolvadin’de ise bu lezzet haşhaş ezmesiyle buluşarak bambaşka bir kimliğe bürünür.

👩‍🍳 Bolvadin Usulü Haşhaşlı Katmer Tarifi

Tarifi, Bolvadin’in sevilen ustalarından Yadigar Gencer’den dinledik. İşte en anlaşılır haliyle:

🧂 Malzemeler:

  • 3 su bardağı ılık su

  • 8 su bardağı un

  • 1 yemek kaşığı tuz

  • 20 g yaş maya + 1 tatlı kaşığı şeker (mayayı eritmek için)

  • 2 su bardağı dövülmüş haşhaş

  • 2 su bardağı sıvı yağ

  • Tereyağı (piştikten sonra sürmek için)

🔪 Yapılışı:

  1. Ilık su, maya ve şekeri karıştırıp aktifleşmesini bekleyin.

  2. Un ve tuzu ekleyerek yumuşak, ele yapışmayan bir hamur yoğurun.

  3. Hamuru 10 dakika dinlendirin.

  4. Haşhaş ve sıvı yağı karıştırarak iç harcı hazırlayın.

  5. Hamurdan portakal büyüklüğünde bezeler yapın.

  6. Her bezeyi oklava ile açın, haşhaşlı karışımdan sürün.

  7. Katlayarak kare şekli verin.

  8. Katmerleri tekrar hafifçe açın.

  9. Yağsız tavada önlü arkalı pişirin.

  10. Piştikten sonra üzerine tereyağı sürerek servis edin.

📌 İpucu: Katmerin tel tel ayrılması için hamurun iyi yoğrulması ve haşhaşın bolca sürülmesi gerekir.

🏘️ Bolvadin’de Katmer Nerede Yenir?

Bolvadin’de katmer denince akla gelen birkaç özel adres var:

İşletme AdıKonumÖne Çıkanlar
Nur Katmerİmaret Camii yanıHaşhaşlı, peynirli, patatesli, kaşarlı katmer çeşitleri
Hanimelı Katmer ve Bükme EviMecidiye Mah., Milli Birlik Cad.5⭐ yorumlar, geleneksel tarifler
Merve Bükme KatmerKadınana Cad.4.9⭐ puan, bol haşhaşlı katmer
Yengem Katmer SalonuHüseyin Bayık Cad.4.3⭐ puan, düğün siparişleri
Erenler Neşeli Katmer Gözleme EviMerkezGözleme ve katmer çeşitleri

🎉 Katmerin Sosyal Hayattaki Yeri

Bolvadin’de katmer sadece bir kahvaltılık değil, aynı zamanda düğün sofralarının da vazgeçilmezi. Usta aşçı Recep Gencer, düğünlerde katmer pişirerek bu geleneği yaşatıyor. Katmer, misafirperverliğin ve paylaşmanın simgesi olarak görülüyor.

🧠 Katmer Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Hamur çok sert olmamalı, ama ele yapışmamalı.

  • Haşhaş ezmesi bol ve eşit yayılmalı.

  • Tavada pişirirken yağ eklemeye gerek yok; haşhaşlı karışım yeterli.

  • Katmer sıcak servis edilirse lezzeti katlanır.

  • İç harç olarak tahin, peynir, patates, ıspanak gibi alternatifler kullanılabilir.

💬 Son Söz

Bolvadin’in haşhaşlı katmeri, sadece bir tarif değil; bir kültür, bir gelenek. Nur Katmer gibi işletmeler bu mirası yaşatırken, ustalar da bu lezzeti yeni nesillere aktarıyor. Yolunuz Bolvadin’e düşerse, bu eşsiz lezzeti yerinde tatmadan dönmeyin.


Haci İsmail EMRE kimdir, hayati

BOLVADİN ASIRLIK ÇINARLAR
Yazılarımızda sizlere Bolvadin Temel Taşlarını bulup onlarla yapılan röportajlarımızı sunuyoruz.



bu yazımızda sizlere  Hacı İsmail İmre ile yapılan söyleyişiyi sunuyoruz.

Nüfus kaydında 1950 olan gerçekte doğum tarihi 1946 dır. 6 kardeş olan İmre ortaokul 3 sınıfa kadar okumuş 3 den terk ederek şoförlük hayatına başlamıştır. Dile kolay, tam 53 yıl şoförlük yaptığını ifade eden İmre Almanya'da 23 yıl tır şoförlüğü 15 yıl ilçemiz Aksel Turizm firmasında 2005 yılından bu zamana kadar da Haskaymak'ta ve çeşitli fabrikalarda servis şoförlüğü yapmıştır.
Şoförlük mesleğini sağlık sorunları ve yaşlılıktan dolayı bıraktığını ifade eden İmre şoförlük mesleğini anlımızın akıyla tamamladığını Allah'a şükür kimsenin burnu kanamadan önemli bir kaza bela yaşanmadan bıraktım dedi. Kendisine sağlıklı bir yaşam diliyor teşekkür ediyoruz.



Bolvadin Temel Taşları-Taksici Ekrem GÜNEY

Bolvadin'in sevilen simaları, Bolvadin Temel Taşları hakkında yazılarımıza devam ediyoruz, 

Taksi şoförü olan Ekrem Güney ve ilçemiz taksi durağında çalışan şoförleri tanıtıyoruz.
1949 Bolvadin doğumlu olan Güney 1976 yılından bu zamana kadar taksi şoförlüğü yapmaktadır.
1973- 1974 yıllarında Seka da kaynakçı olarak çalışan Güney iş kazası sonrası ordan ayrılıp taksi kullanmaya başlamıştır.

İlçemiz S.S. 25 Nolu Taksi Şoförler başkanlığı bağlı 35 mevcut halen çalışan 18 şoför bulunmakta Merkez Garaj ve Hastane olmak üzere 3 adet durak bulunmaktadır. 
Tüm şoförlerimize hayırlı işler diliyor hayatta olmayanlara Allah'tan rahmet diliyoruz...



Bolvadin Temel Taşları başlıklı yazımızda #Bolvadin'in diğer ileri gelenleri hakkında bilgi bulabilirsiniz.

videoyu hazırlayan Bolvadin Cevherlerine teşekkürler.

Tacettin Ekici kimdir Hayatı

 
 KAŞAR PEYNİRİ
Bolvadin Temel taşlarını, unutulmayanları Sait hocamızın anlatımıyla dinliyoru.


Tacettin Ekici…Fotoğrafçı Tacettin veya “Resimci Taciddin”…Hacca ve umreye giderken yanında kilo kilo kaşar peyniri götürürdü. Bu kadar peyniri ne yapacağını merak eder, bir şey de diyemezdim. Her gün oradan ekmek alır, dilimlediği peynirleri ekmeğin arasına koyar, yanına da meyve suyu ekleyerek Kabe’de ihtiyaçlılara dağıtırmış. Bunu her gittiğinde alışkanlık haline getirmiş.

3 Temmuz 1990…Kurban Bayramının ikinci günü… Fotoğrafçı Tacettin, vacip olan “Şeytan Taşlama” vazifesini yaptıktan sonra oteline gitmek için yola çıkar. Yol üzerinde bir tek tünel var. Gidenler ve gelenler aynı tüneli kullanıyor. Tünel içerisinde yığılma ve sıkışma sonucu izdiham oluyor ve herkes birbirini eziyor. Orada o gün 578 Türk hacısı şehit oluyor. Babam yaralı bir şekilde iki gün sonra oteline dönebiliyor. Henüz vâde yetmemiş…

Oraların aşkıyla yanan Fotoğrafçı Tacettin, imkan oldukça umreye gitmeye başlıyor… 11 Ekim 2004 Pazartesi… Mekke’deki odasında, sabah namazını Kabe’de kılmak için kalkıyor. Hiç doktora gitmeyen, hasta olmayan adam abdest alırken olduğu yere yığılıp son nefesini veriyor. Öğle namazı sonrası Kâbe’de cenaze namazı kılınıyor ve Cennet-i Mualla Kabristanı’na defnediliyor… Allah rahmet etsin… “Harâbat ehlini hor görme, / Defineye mâlik viraneler var.”
2011 yılında bana da hac yapmak nasip oldu. Bu gördüklerimi sizlerle paylaşmak istedim.

HACC'DAN İLGİNÇ NOTLAR
1-- Her renkten, her dilden, her yaştan Kabe'de buluşan bütün insanların, 40 dereceye varan sıcakta, kendilerinden geçmiş halde aynı dili konuşup "Lebbeyk" diyerek büyük bir haz içerisinde Kabe-i Muazzama'yı tavaf ettiklerini gördüm.
2-- Arafat'ta, her namaz vaktinde, çadırlardan yükselen tekbir, fatiha, zammı sûre nidalarının aynı anda göğe yükselip birbirlerine karıştığını; insanın içini titrettiğini, insanların manevi bir duygu seline kapılıp, başka bir âleme gittiklerini gördüm.
3-- Bir gece içerisinde 4-5 milyon her yaştan hacının aynı yolu kullanarak, 12 kilometrelik yolu yaya olarak yürüdüklerini gördüm.
4-- Müzdelife'den Mina'ya kadar, gece karanlığında sabaha kadar yürüyen hacıların, fazla yüklerini bulundukları yerlere attıklarını gördüm.
5-- Bayramın 1.2.3. günü şeytan taşlamayı bekleyen binlerce cefakar, fedakar hacının sokaklarda yan yana yatarak sabahladıklarını gördüm.
7-- Her türlü sıkıntıya, sıcağa, eziyete, yılgınlığa, bezginliğe, uykusuzluğa rağmen; kimsenin şikayet etmeden, haccın rükunlarını yerine getirmek için çabaladıklarını gördüm.
8-- Mekke ve Medine şehirlerinin iklim açısından olsun, medeniyet açısından olsun, çok farklı olduğunu; buralardan, hacıların manevi bir tat aldıklarını gördüm.
9-- Kırk günlük hac süresinin bazı insanlar için çok uzun olduğunu; günler uzadıkça bazı insanlardaki günah işleme oranının arttığını gördüm.
10-- Hacca gelirken tavsiye edilen: "Sabır Hacı Sabır!" sloganının yerini, "Saldır Hacı Saldır!" olarak algılayıp; kul hakkını hiçe sayanlar olduğunu gördüm.
11-- Hacca gelirken bir arkadaşımın: "Aman, şeytana taşı hızlı atıp uyandırma!" esprisinin gerçek olduğunu; şeytanın görevini üstlenmiş bazı hacı(!)ların aramızda dolaştıklarını gördüm.
12-- Medine'de Resulullah Efendimizin Kabr-i Şeriflerini ziyaret eden insanların, büyük bir hürmet içerisinde önünde ilerleyip; gözyaşları içerisinde ruhuna dua ettiklerini gördüm.
13-- Mescid-i Nebevi'de, Resulullah Efendimizin kabri ile minberi arasındaki Ravza-i Mutahhara (Cennet Bahçesi) denilen yerde, iki rekat namaz kılmak için saatlerce bekleyen insanlar gördüm.
14-- Atalarımızın, Resulullah Efendimizin akraba ve ashabına duyduğu sevgi ve hürmeti belirtmek için kabirlerinin üstüne yaptırdığı türbelerin yıkılıp, Vahhabi zihniyetine göre mezarlarının dört taşla çevrildiğini gördüm.
15-- Uhut Savaşı’nın yapıldığı bölgede, Hz. Hamza'nın ve 70 sahabinin şehit oldukları yerde, toprağa basmaktan hicap duyup, titreyerek yürüyen insanlar gördüm.
16-- Mekke'deki Kabe-i Muazzama ve Medine'deki Mescid-i Nebevi'nin etrafının çok güzel dizayn edildiğini; temizliğin ve düzenin mükemmel olduğunu gördüm.
Daha söyleyemediğim çok şeyler gördüm… N.Sait EKİCİ

HAÇÇA ABA KİMDİR, HAYAT HİKAYESİ

HAÇÇA ABA


Hatice Apaydın…Toplum onu: “Haçça Aba” diye bilir…Rahmetli Maymununun Gazi’nin hanımı…Şu an sağ ve 96 yaşında…Eli değil, ayağı öpülesi mübarek bir pîr-i fâni…Yıllar önce her mahallenin bir bilge kişisi, yâni bilgili, olgun kişisi bulunurdu. Bu bilge kişiler o mahallenin sözcüsü, anası, babası, atası durumunda idiler…. Hastası olan, derdi olan, maddi sıkıntısı olan, geçimsizliği olan bunlara gelir ve çare arardı. Bu kendini topluma adamış kişiler de, hiç şikayet etmeden herkese yardımcı olmaya çalışırlardı.
*
Akçeşme Mahallesi’nin bilge kişisi de Gazi Amca ve hanımı Haçça Aba idi. Bunlar gece demez, gündüz demez herkese yardımcı olmaya çalışırlardı. Yetmeyeni yetirir, bitmeyeni bitirirlerdi. Makineyle dikiş dikmesini bilirdi… Bayrama yakın çok kadın, çocuğunu elinden tutup hamama götürürdü. Bu, kapısının önüne oturur; üstü başı perişan gördüğü kız çocuğunu durdurur; ölçüsünü alır; onlar hamamdan dönesiye kadar Çaputçu Basri’den aldığı kumaşla çataldonu diker ve verirdi. Haçça Aba’m çok sert ve otoriter ve çalışkan bir kadındır. Mahalleli onun sever ve sözünden hiç çıkmaz. Bugüne kadar evinde, başkasının çocuğu olan pek çok yetimi büyütmüştür.
*
LAYLON EDİK
1968 yılının bir bahar günü… Akçeşme Mahallesi’nde ağaçlar çiçek açmış fakat gene de hava soğuk… Haçça Aba’m evinin karşısındaki bahçesine finde (fide) tohumları ekerken, yoldan geçen satıcının sesiyle bahçe kapısının önüne çıkar… O gün için, renkli naylon terlikler bilinmiyor. Çok kadın ayağında, “guldur” kara lastik pabuç sürüyor. Satıcı, el arabasına doldurduğu rengarenk yeni çıkmış naylon terliklerin satışını bağırarak yapıyor. Mahalledeki kadınlar ilgiyle terlikleri inceliyorlar.
*
Haçça Aba da, merakla tezgahın başına gider. Çok kadının, terliklerde canı kaldığı halde almaya gücü yoktur. Kendisine mavi renkli bir terlik alır. Komşularından bir kadın da almak ister fakat cesaret edemez. Dokuduğu hasırın kazancından biriktirebildiği üç-beş kuruşu vardır. Haçça Aba’nın teşvikiyle ayağına ölçer ve yeşil renkli bir terlik alıp, evine sevinçle götürür.
Kadının kocası erkenden göle kamış biçmeye gitmiş ve henüz gelmemiştir. Kadın, tek odalı evlerinin ortasına kurdukları teneke sobayı, odun ve kemireyle yakar. Üzerine, etrafı isten simsiyah olmuş tencerenin içine bulgur ve mercimek koyarak pişirir. Mercimekli pilav aşı hazırdır. Üzeri birkaç yerden yamalıklı olan sofraaltını serip sofrayı kurar. Bahçeden, iki gömü pırasası çıkarıp sofraya doğrar ve kocasını beklemeye başlar.
*
Yeni aldığı terlikleri de evin başköşesine koyar. Kocasına sürpriz yapmak istemektedir. Kocası yorgun ve üşümüş bir şekilde gölden gelir. Kadın hemen karşılar ve hazırladığı iliyen (leğen) ve ıbrıkla eşinin elini yıkar. Ayağını yıkarken adamın gözü terliğe takılır. Dikkatli baktıktan sonra ne olduğunu sorar. Kadın sevinecek zannederek: “Ben aldım, yeni edik…” demesiyle birlikte, adam yerinden kalkarak sofranın üzerindeki ekmek bıçağını kapar ve eline aldığı terlikleri doğramaya başlar. Doğradığı yerde: “Orusbu mu olcan a…goduğumun karısı!” der ve bu sefer kadının üzerine saldırır. Kadın can havliyle Haçça Abagilin eve kaçar. Onlar da, sofraya oturmuş yemek yemektedirler.
Kadın; “Kurtarın!”, diye feryat ederek içeriye girer ve önü perdeli olan yüklüğe saklanır. Arkasından kocası içeri girer. Kocasını sakinleştirip sofraya oturturlar. Kadını da saklandığı yerden çıkarırlar. Haçça Aba sert bir şekilde: “Yemek bitesiye kadar kimse konuşmayacak!” der... Yemekler yenir, sinirler yatışır. Kavga konusunu anladıktan sonra erkeğe, karısının kıymetini bilmesini söyler ve tavsiyelerde bulunur. Kadına da: “Evin erkeği sever de, döver de!” diyerek onu da teselli eder. Çaylar içildikten sonra bunları mutlu bir şekilde evlerine gönderir…. Gel de şimdi bunu bugünkü kadınlara anlat!... 

N.Sait EKİCİ 

Abdullah TELLİOĞLU KİMDİR ? Bolvadin Temel Taşları...


ABDULLAH TELLİOĞLU KİMDİR ? BOLVADİN TEMEL TAŞLARI


Tellilerin Berber Abdullah…Altmış sekiz yaşında bir delikanlı…Berberlerin pîri…Ondan daha yaşlı; çalışan veya yaşayan başka berber yok...Çocukluk yıllarında bisküvi fabrikasında çalışmış. Tam elli senedir de berberlik yapıyor… En çok dükkan değiştirenlerdendir. Her girdiği dükkanın yıkılması sonucu bu ünvanı almıştır. Bir ara Eskişehir’de de çalışarak mesleğindeki ustalığını geliştirmiştir. Berberliğinin yanı sıra, Bolvadin Halk Eğitim Merkezi’nde usta öğretici olarak dersler de vermiştir. Ayrıca, Esnaf Sanatkarlar Odası başkanlığı yapmıştır.


Abdullah Tellioğlu; uzuna yakın boyu olan, elmacık kemikleri çıkık, ince ve zayıf görünüşlü, saç ve bıyıklarının bir kısmına ak düşmüş birisi… Gözlüğünün üstünden bakarak tıraş eder. Kendisiyle ve toplumla barışık; neşeli, şenşakrak, cana yakın özelliklere sahiptir. Gelen müşteriler hem tıraşını olurlar; hem de stresini atar giderler. Fanatik Beşiktaş taraftarıdır. Beşiktaş yıkıldığı zaman, eş-dost takılmasınlar diye bazen dükkanını açmaz. İki sefer umre haccı yapmıştır. İkisi hafız, yedi torunu vardır.

HAYATINIZI ANLATIR MISINIZ?
1949 yılında Bolvadin’in Alaca Mahallesi’nde dünyaya gelmişim. Babamın adı Sıtkı…Şoförlük ve taksicilik yaptı. Dört kız, üç oğlan; yedi kardeşiz. Benim küçüğüm İsmail, vergi dairesinde memur…Mustafa ise, astsubay emeklisi.
İlkokulu Savaş İlkokulu’nda bitirdikten sonra, ortaokula devam edip; ikinci sınıftan futbol aşkı yüzünden ayrıldım. İlkokula giderken tatillerde Telliler’in bisküvi fabrikasında çalıştım. 14 yaşıma gelince, Eski Kasap Aralığı’nda berberlik yapan İhsan Kayacan’ın yanına çırak olarak girdim. Burada berberliği öğrenip; büyük şehirde işyeri açma amacım vardı. Burada kendimi yetiştirdikten sonra Eskişehir’e gidip; ayakkabıcı Köttehalil’in aracılığıyla, Berber Ahmet Palas’ın yanına kalfa olarak girdim. Öğleye kadar bunun yanında; öğleden sonra da bayan kuaföründe çalıştım. Amacım ikisini de öğrenmekti. Burada iki sene çalıştıktan sonra, babamın gurbete rıza olmamasından dolayı Bolvadin’e gelip; Berber Gazi Sağlamer’in yanında askerlik vaktime kadar çalıştım.

ASKERDE BERBER MİYDİNİZ?
Benden önceki dönemdekiler 24 ay yaparken, bizim dönem 21 ay yaptı. Jandarma olarak önce Bilecik’e, oradan İzmit’e, oradan Çanakkale İmroz Adası’na, oradan Bolu’ya, oradan da Ankara’ya gelerek; askerliğimi tamamladım. Berberlik mesleğimi, en son geldiğim Ankara’da yapabildim.

İLK DÜKKANINIZI NE ZAMAN AÇTINIZ?
Askerden gelince evlendim. İki oğlum iki kızım var. Oğullarımdan Murat Sıtkı, Bolvadin Milli Eğitim Müdürlüğünde şef memur olarak çalışıyor. Mustafa Nail ise, Eskişehir Bor İşletmelerinde memur olarak çalışıyor.
Çarşı Camii’nin giriş kapısının karşısında sıra dükkanlar vardı. 1971
‘de orada mülkü bize ait olan dükkanımızda ilk işyerini açtım. Yanımızda Apıcık ve Muammer Koca vardı. Burada bir seneye yakın çalıştıktan sonra, belediye bu dükkanları yıkınca; İmaret Camii önündeki baraka dükkanlara taşındım. Orada da biraz çalıştım fakat Vakıflar İdaresi “Camiyi kapatıyor.” diye burayı yıkınca, Sümerbank yanındaki barakalara taşındım. Oradaki barakalar da kaldırılınca, şimdiki vergi dairesinin olduğu yerdeki barakalara taşındım. Vergi dairesi yapılması için buradaki barakalar da yıkıldı. Ben de en sonunda çınar aralığında kendi yerimiz olan dükkana taşındım ve artık taşınmaktan kurtuldum. 

ESKİ BERBERLERDEN BAHSEDER MİSİNİZ?
Berberlerin pîri, Hazreti Peygamber’in berberi olan Selmân-i Pâk hazretleridir. Biz onun yolundayız. Eski berberlerin görevleri bugüne göre daha fazlaydı. Berber Musa GÜLEÇ diş de çekerdi. Bazı berberler sülük vurur ve satarlardı. Bazıları iğne de vururlardı. Hatta sünnet yapanlar bile vardı. Eski berberler olarak: Abdil Temiz, Cafer Ünal, Abdil Karagüven, Orhan Enes, Abdurrahman Kozanoğlu, Şerafet Karagüven, Abdullah Balta, İhsan Emre, Eşref Koca, Abdullah Kocaali vardı. Eskiden fazla saç uzatan yoktu. Çocuklar olsun, yaşlılar olsun, saçlarını hep makine ile kısa kestirirlerdi. Yaşlılar genellikle usturaya vurdururlardı. Bugüne kadar en az 15 berber yetiştirdim. İki binden fazla da damat traşı yaptım.

SAĞLIK AÇISINDAN BERBERLİĞİN ÖNEMİ NEDİR?
Berberlik mesleği, sağlık açısından en dikkat edilecek meslektir. Devamlı müşteriyle yakın temas halindesin. Temiz ve sağlıklı olmak durumundasın. Yıllık genel sağlık kontrolü yaptırma zorunluluğumuz var. Ben müşterim rahatsız olmasın diye, yıllardır soğan-sarımsak yiyemiyorum. Yaz günleri günlük gömlek değiştiriyorum. El-tırnak temizliğime dikkat ediyorum. Mikrop öldürücü makine aldım, malzemeleri onun içinde muhafaza ediyorum. Bir müşteriye kullandığım jileti, ikinci bir müşteriye kullanmam.

ESKİ BERBERLER NASILDI?
Eski berberlerin işi bugüne göre daha zordu. Usturalar, biley taşında haftada bir kere bilenirdi. Ayrıca her tıraştan önce kayışa sürülüp keskinletilirdi. Tıraş sonrası, mikrop varsa ölsün diye, ispirto içinde bekletilirdi. Kanayan yere kantaşı sürülürdü. Kalfalık yıllarımda Bolvadin’de kel çoktu. Kellik, saç ve deride oluşan bulaşıcı bir mantar hastalığıdır. Eskiden temizlik yeteri derecede yoktu. Saçların dibinde kirden dolayı mikrop oluşur; o da o bölgedeki saçları dökerdi. Uzun tedavi sonucu saçlar geri çıkardı. Bu gün için imkanlar iyileştiği için kellik tarihe karıştı.
Ayrıca bit de çoktu. Bazılarının saçını makine ile keserken, makinenin önü kan ve bit olurdu. Fakirlik, imkansızlıklar, kişileri bu durumlara getiriyordu. Şimdi bir tane bulsam, kavanozun içine koyup herkese göstereceğim.

MESLEĞİNİZİNZORLUKLARI NELERDİR?
Bolvadin’deki esnaf gurublarından en uzun yaşayanlar terzilerdir. En kısa yaşayanlar ise berberlerdir. Şu anda yaşım daha altmış dört olduğu halde, devamlı bu mesleği yapıp da yaşayan başka berber yok…Bu da bizim mesleğin ne derece zor olduğunu göstermektedir. Devamlı ayakta olduğumuzdan dolayı, bacaklarımızda varis oluşur. Bel ağrısı problemlerimiz olur. Memur ve öğrenciyi düşündüğümüz için cumartesi ve pazar günü de çalışma durumumuz vardır.
Bugüne kadar dürüst çalıştım, helalinden kazandım. Kişi kendini ya rahmetle yadettirir ya da lânetle…İnşallah rahmetle yadedilenlerden olurum...
Nur Sait EKİCİ HOCAMA TEŞEKKÜR EDERİZ